MySpace Backgrounds



HOŞGELDİNİZ

  • 14/11/2007 - son


  • Neden beni getirip, teneşirde soydunuz ?
    Arkasından yıkayıp, bir tabuta koydunuz ?
    Neden toplandı bugün, burada bunca kişi ?
    Bir yanlışlık olmalı, anlamadım bu işi !..

    Niçin bağlandı çenem?.. Bu kefen neyin nesi ?
    Söyleyin!. Gerçek midir, duyduğum salâ sesi ?
    Ne işim var ki benim, bu musalla taşında ?
    Oysa olmam gerekir, işlerimin başında...

    Yoksa bu yaptığınız; bir oyun , bir şaka mı ?
    Tadında kalsın artık, bırakın şu yakamı.
    Ya sen, hoca efendi!. Oyuna dahil misin ?
    Ben nasıl ölürüm ki; bu kadar cahil misin ?

    Yoksa kim olduğumu, sen de mi bilmiyorsun ?
    Bir özür dileyip de, kendine gelmiyorsun ?
    Haberin var mı benim, şöhretimden, şânımdan ?
    O derin mafyadaki, büyük itibarımdan?..

    Belki merak edersin, ünvanımı rütbemi;
    Ulemâ susta durur, bir giyersem cübbemi.
    Bana yakışıyor mu, burada böyle yatmak ?
    Sanki ölmüşüm gibi, omuzlarda tur atmak ?..

    Lütfen, hoca efendi, sürdürme şu oyunu;
    Benim gibi bir kurda, güldürme şu koyunu..
    Hele, şu cebindeki, telefonu bir ver de;
    Bak nasıl açılacak, kapılar perde perde...

    Şu gördüğün hüzünlü maskelere aldırma;
    Onlara inanıp da, sakın namaz kıldırma.
    Duydum ki; işgüzarlar, mezar bile kazmışlar.
    Görüyorsun ya hocam, bunlar hepten azmışlar...

    Kaldır artık tabutun, kapağını üstümden;
    Sıkılmaya başladım, şu dikişsiz kostümden.
    Aklını kullan hocam!.. Ben sözümü tutarım;
    Seni Ulu Cami'ye imam bile atarım...

    Karar ver de bu işi, tatlıya bağlayalım;
    Maaşına ilâve , bir katkı sağlayalım.
    Bu kadar şaka yeter, beni artık salıver;
    İlk taksitin yerine, şu zarfı da alıver...

    .................................................. .................

    Dinle ey âciz mevta!. Bu konuşan hocadır;
    Gördüklerin ne şaka, ne de kandırmacadır.
    Sağlığında ''yobaz'' der, beni hep küçümserdin;
    Şimdi ne oldu sana, hocaya postu serdin ?..

    Uyan artık ey mevta!. Sen öldün.. Sağ değilsin ;
    Çırpınışın boşuna, o dik başın eğilsin!.
    Bu tabutlara daha, ne şöhretler girecek,
    Neler gördü bu hoca, daha neler görecek...

    Bekliyor Münker Nekir, şimdi seni mezarda;
    Rüşvet müşvet geçmiyor, gideceğin pazarda.
    Bu dünyada put yaptın, şan ,şöhreti, parayı;
    Az sonra göreceksin, orda akla karayı.

    Gelecek kulağına, önce şöyle bir hitap;
    ''Duymadın mı dünyada , Kurân diye bir kitap?''
    Duydum desen bir türlü , duymadım desen yalan.
    Kurtarır belki seni, mafyadan arta kalan...

    Gerçekleri bu fakir, böyle getirdi dile,
    Bilirim.. Bu satırlar, anlayana çok bile.
    Uzatıp bozmayalım, şiirin kıvamını;
    Herkes kendi getirsin öykünün devamını...

     


    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 11/10/2007 - GİTTİN YA
  • Kategori: hikayeler

    ...Gittin Ya...


    Gökyüzünü yine sen ve kardeşlerin kaplamıştınız pırıl pırıl ışıldayarak 
    Bense bir sigaramdan bir senden nefes çekmekle meşgul 
    Sigaramın ateşi gibi sensizliğin yanmışlığıyla kavruluyorum. 

    Kim bilir şimdi nerelerde, kiminle hangi gönüldesin 
    Bu kadar mı acıtacaktı içimi bu ani gidişin 
    Bu kadar mı yakacaktı bu kopuşun 
    Acılar denizine gömdün ayağıma taşlar bağlayarak 


    Ben seni ne çok sevmiştim senin için ömrümü yoluna sermiştim 
    Her gecenin zifiri karanlığını aydınlatan gözlerinde kaybolmaya 
    Güller açtıran gülüşünü mimiklerini izleyip gülmeye, 
    İçli o denli güzel söylediğin ‘elbet bir gün buluşacağız’ diye başladığın şarkına 
    Öyle alışmıştım öyle benimsemiştim ki hiç bunlardan kopmayacağımı zannetmiştim 

    Aynı acıları farklı yerlerde bize çektiren bu kader değil miydi? Bizi yan yana getiren, 
    Tüm umutların tükendiği, toprağımızın çatlayıp kuruduğu zaman yağan yağmur misali 
    Bizi kavuşturan aynı dere yatağında sürüklenmemize sebep olan. 
    Öyleyse neden bu ani kaçışın, sen bunu yapmazdın be gülüm söyle hadi söyle 
    Söyle ne olur yaratan aşkına söyle neydi seni insafsızca değiştiren. 

    Ben artık bittim, eski günlerime dönmek istemiyorum artık sensiz yaşamak mı asla. 
    Alışamıyorum anla sensizlik inan öyle zor ki tüm dünyayı yükleseler omzuma 
    Ne bu kadar zor gelirdi ne de bu gidiş kadar acı verirdi güçsüz şu vücuda, 
    Hiçbir şeyim düzgün gitmedi ki şu dünya da baksana yaradana ettiğim dualar, 
    Sensiz olacaksam al canımı diye ettiğim feryatlar bile tutmuyor kabul görmüyor 
    Ah canım ama inan bu acı bu yıkılmışlığa rağmen hala bu gözler seni bekliyor.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 30/9/2007 - SONBAHAR
  • Kategori: E-KARTLAR

    Tam boy resmi görebilmek için tıklayın
 ============== 
Yine Sonbahar
Yine Sonbahar
Anahtar kelime: Yine Sonbahar

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 8/9/2007 - PAPATYANIN AŞKI
  • Kategori: hikayeler
    Koskoca bir bahçede harikulada çiçekler içinde bir papatya.. Ve papatya aşık olmuş, yanmış tutuşmuş ak sakallı bahçıvana..

    Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin.. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormuş.. Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları.. Kıskanıyormuş bahçıvanı, Kırmızı güllerden, Sarı lalelerden, Mor menekşelerden.. Zambaklardan... Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, Bembeyaz yapraklarını..

    Bir gün, Aşkı öyle büyümüşki.. Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.. Eğilivermiş boynu.. Toprağa bakıyormuş artık.. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş.. Ayaklarını görüyormuş.. Bunada şükür diyormuş.. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.. Zaman akıp gidiyormuş.. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.. Ne var sanki boynumu kaldırsa Bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş..

    Ve işte bir gün..

    Bahçıvan papatyaya dopru yaklaşmış.. İncecik bedenini ellerinin arasına almış.. Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.. Hala göremiyormuş onu, ama bedeni kurtulmuş..

    Uzun bir müddet sonra, Bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye.. Gelen giden yokmuş.. Kahrından ölecekmiş papatya.. Ama işte bir sabah... Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.. Derin bir oh çekmiş.. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.. Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş.. Başka birisiymiş.. Adamın elinde bir de makas varmış.. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru..

    Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.. Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısyımış.. Ama gövden seni taşımıyor demiş. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış.. Ve bir hamlede bağını gövdesinden ayırmış.. Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini.. O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.. Birde o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş.. Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.. O her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.. Ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş, ama onu aslında hep sevmiş..

    Papatya anlamış artık..

    Sevgi, emek istermiş...

    Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini.. Teşekkür etmiş ona içinden.. Son yaprağıda kuruduğunda, biliyormuş artık..

    Gerçek sevginin, söylemeden, yaşamadan ve asla kavuşmadan varolabileceğini...

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 7/9/2007 - AĞLADIĞIMI KİMSEYE SÖYLEME ANNE
  • Kategori: hikayeler
    AğLadığımı kimseye söyLeme anne
    OnLar beni güçLü biLiyor
    OnLar beni en zor günümde biLe ayakta biLiyor
    Ben asLında güLerek geçirdiğim her günün akşamı evde ağLarken,
    OnLar benim içimin sızLadığını, yüreğimin yandığını biLmiyor...

    AğLadığımı kimseye söyLeme anne
    OnLar beni kraL beLLiyor
    OnLar beni kızdım mı dünyayı yakacak insan biLiyor...
    Ben asLında onun gözLerine bakmaya kıyamazken
    OnLar benim bir erkek uğruna üzüLeceğimi tahmin biLe etmiyor.

    AğLadığımı kimseye söyLeme anne...
    OnLar beni ağLamaz biLiyor..
    OnLar beni... ÜzüLdümmü buLunduğum şehri buLutLar kapLar biLiyor...
    Ben asLında odama kapanıp sitem duygusuyLa bir köşeye sinerken,
    OnLar beni hiçbir şeyin sarsacağını akıLLarının ucundan biLe geçirmiyor...

    AğLadığımı kimseye söyLeme anne...
    OnLar bunu hiç biLmiyor...
    OnLar için ben en sağLam köprüLerden daha sıkı bağLıyımdır hayata...
    Ben asLında öLümLe yaşam arasındaki ince çizgide bir o yana bir bu yana giderken,
    OnLar haLa benim için hayatın büyük bir hayaL kırıkLı oLduğunu biLmiyor...

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    CANIMDAN ÖTE CANIMSIN
    MySpace Graphics

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • RSS
  • www.bebek kokusu.com
  • www.deryalıfikirler.com

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • kizlarim2
  • leziz
  • grafikdunyasi
  • mutfakrobotu
  • yasemenlesiniz
  • tuanaayaz
  • edatuana
  • muhammetikbalim
  • 87damla87
  • begumruya31
  • adameryem
  • prenslerim3
  • soykaneren

    Get your own Chat Box! Go Large!
    MySpace Graphics
  • Sayfa: 1 - Toplam: 3
    | Sonraki Sayfa